printer etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
printer etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

15 Kasım 2014 Cumartesi

Montaj aşamaları, 7. adım: X ve Y arabalarının ve kayışlarının montajı

Bundan önceki son üç montaj aşamamızda Z asansörlerini hazırlamış, yerine monte etmiş, ve Z gijonlarının Z motorları ile bağlantılarını sağlamıştık. Bu yazıcının Z'ten başka aksı yok mu diyenler için bu yazımızda Y ve X arabalarının ve bunları hareket ettiren kayışların montajını gerçekleştireceğiz.

Öncelikle Y aksı ile başlayacağız. Y arabası, yazıcıya karşıdan baktığımızda ön-arka yönünde hareket eden parça. Aslında iki ayrı parçanın birleşmesinden oluşuyor. Bunlardan ilki, aluminyumdan yapılmış olan metalik iskelet ve ikincisi bunu üstüne monte edilecek olan heated bed (ısıtmalı taban da diyebiliriz). Bu aşamada heated bed ile uğraşmayacağız, sadece aluminyumla ilgileniyoruz. Öncelikle parçayı ve montaj için gerekli cıvataları görelim:


Yukarıdaki resimde biri plastik olmak üzere iki parçamız var. Plastik olan parça, Y kayışının arabayı hareket ettirebilmesi için gereken bağlantının yapılacağı parça (Y kayış tutucu) ve aluminyum arabanın arkasında gördüğümüz iki vida deliği bu parça için. Parçayı 2 adet M4x35 imbus ile vidalayacağız. Aluminyum arabanın üstünde gördüğümüz diğer delikler ise arabayı sce08uu rulmanlara bağlamak için gerekli olan delikler ve bu amaçla da M4x15 imbuslardan faydalanacağız. Öncelikle ilk bağlantımızı gerçekleştirelim:


Parçanın konumuna ve yönelimine dikkat etmek gerekiyor, aksi halde kayışı doğru bir şekilde bağlamak mümkün olmayacaktır. Bundan sonra Y arabasını rulmanlara vidalayacağız. Bu noktada bir konuya dikkat etmemiz gerekiyor: Her rulman için dört vida giriş deliği olduğunu görüyoruz, çünkü rulmanların üstünde de 4 vida deliği var. Aluminyum plaka üzerindeki delikler her ne kadar bunlara uyacak şekilde açılmış olsalar da, milimetrik bir delik hatası sebebiyle rulman delikleri ile plaka delikleri birbirlerine tam uymayabiliyor.Bu durumda, mutlaka 4 cıvatayı da yerine takacağım diye zorlamamak gerekiyor çünkü bu durum rulmanın aksını çok az da olsa eğebiliyor. Bu eğilme de plakanın rahat bir şekilde kaymasını önlüyor. Benim elimdeki plakada 16 delikten sadece bir tanesi hafif kaymıştı:



Yukarıdaki resimde, sağdaki iki cıvata takıldıktan sonra, altta solda yer alan delikte bir problem yokken,  üstte  solda yer alan deliğin rulmandaki delikle tam çakışmadığı görülüyor. Bu durumda yapılması gereken, o cıvatayı takmamak. Ürün tasarımcıları her rulman için iki cıvatanın yeterli olduğunu belirtiyorlar, o sebeple 4 yerine ikişer cıvatayı  monte etmek yeterli dayanıklılığı sağlıyor. Ben tüm cıvataları (iki tanesi hariç) kullandım ve arabanın rahat kayması sebebiyle ikiye düşürmedim. Bu arada montajı yaparken plastik parçanın aşağı yüzde ve sağda olması gerektiğini de hatırlatalım:


Yukarıdaki resimde aluminyum plaka monte edildikten sonraki görünümü izleyebilirsiniz. Bu noktada, Y arabası ile ilgili işlemlerin sonuna geldik. Bundan sonra X arabasının montajını gerçekleştireceğiz (Y'ye daha sonra devam edeceğiz tabii, henüz işi bitmedi).

X arabasından plastik parçaları tanıttığımız blog yazımızda bahsetmiştim. Resmini tekrar görerek parçayı hatırlayalım isterseniz:


Parça üstten bakıldığında bu şekilde görünüyor. Üstünde bazı girinti ve çıkıntılar olduğunu fark etmişsinizdir. Ortada yer alan yarık, hotend'in gireceği kısım. Tam orta hatta iki yanda iki adet vida deliği görüyoruz, bunlar da ekstruder'in vidalanacağı delikler (bu kısımları iyi tanımamız gerekiyor çünkü hotend'i ve ekstruder'i değiştirmek gerekebiliyor veya temizlik yapmak için çıkarmak gerektiğinde yine bu kısımlar ile ilgili işlemler yapacağız).   Sigma 3D yazan kısım yazıcının ön tarafına, yani bize doğru bakacak. O yüzde altta gördüğümüz iki küçük çıkıntı var, bunlar baskıyı soğutmak için gereken fanların bağlantı noktaları olacaklar. PArçada ayrıca her iki tarafta toplamda 4'er adet dikdörtgen şeklinde yarık görüyoruz, bunlar da rulmanlar ile arabanın birbirlerine bağlanmasını sağlayacak olan plastik kelepçelerin geçecekleri bölgeler. Yakın ve uzak uzun kenarlarda  4'er adet küçük daire şeklinde kanal görüyoruz ki bunlar elektrik kablolarının düzenli bir şekilde yerlerinde kalmaları için kullanılacak oluklar. Henüz parçayı monte etmediğimiz için şu anda yaptığım tarif aklınızı biraz karıştırmış olabilir, ancak merak etmeyin, hepsi yerine oturacak.

X arabasını yerine monte etmeden önce yapmamız gereken küçük bir iş var, önce onu hallederek işimize başlayalım. Arabanın altta kalan yüzünü görmemiz gerek, o sebeple arabayı ters çeviriyoruz:


   Bu yüzde 4 tane yarım silindir şekline boşluk olduğu dikkatimizi çekiyor, bunlar rulmanların oturacakları boşluklar. Bu boşlukların arasında altıgen şeklinde iki adet delik olduğunu görüyoruz. Bu deliklere ekstruderin cıvatasının bağlanacağı somunlar girecekler. Somunlar M4 boyutundalar. İlk iş olarak bu somunları yerlerine yerleştirelim:


M4 somunlar yuvalarına oldukça sıkı bir şekilde giriyorlar, yani ters çevirdiğinizde yer çekimi etkisi ile yere düşmeleri söz konusu değil ancak yine de bu somunu yerine yapıştırmamız öneriliyor, özellikle de farklı ekstruderler kullanacak isek ara ara bunları değiştirmemiz gerekeceğinden somunu yuvasından kurtulup yere düşmesi söz konusu olabilir (Not:  Ben yapıştırıcı kullanmadım, bir şekilde sağlam oturdukları için şimdiye kadar düşmediler..). Şimdi X arabasını cihazın üstündeki yerine, yani X rodları üzerindeki rulmanların üstüne yerleştirebiliriz:


Arabanın üstündeki yarığın sol tarafa bakması gerektiğini tekrar hatırlatmak isterim. Rulmanlar yarıklarına yine sıkı bir şekilde oturuyorlar. Alttaki resimde görebileceğiniz gibi, sadece rulman tarafından X arabası yerinde tutulabiliyor:


Bu noktada bir hatırlatma ve uyarı yapmak istiyorum. Yazıcının plastik parçalarında kullanılan ABS maddesi çok esnek bir madde değil. Rulmanı oturturken çıtırdama sesleri duyarsanız dikkat edin, parça çatlıyor olabilir. Ben azami dikkat etmeye çalıştım ama yine de çatlama meydana geldi:


 Arka taraftaki rulmanın yuvasındaki çatlağı görebilirsiniz. Önde de var ama daha hafif. Basılı plastikte çatlama genellikle şekilde gördüğünüz gibi tabaka ayrışması şeklinde gerçekleşiyor, yani baskı yüzeyine paralel yönde ayrışma söz konusu oluyor. Bu durumda ABS suyu kullanarak parçayı tamir edebilirdim ancak ihtiyaç hissetmedim çünkü rulmanları X arabasına esas bağlayan yapı bu plastik kısımlar değil. Peki neyle bağlayacağız? Plastik kablo kelepçeleri ile:


Plastik kelepçe gerçekten çok faydalı bir parça ve birçok yerde kullanım alanları var. İngilizce'si "cable tie" veya "zip tie" diye geçiyor. 1958 yılında Thomas & Betts firması tarafından uçak kablolarını bir araya toplamak için geliştirilmişler. Plastik yerine metalden yapılanları da mevcut. Üzerindeki dişliler sayesinde baştaki delikten geçtikten sonra geri açılmıyorlar ve bağlandıkları yapıyı sıkı bir şekilde tutuyorlar. o açıdan kullanım esnasında dikkat etmek gerek, iyice emin olmadan kabloyu sıkmamak gerek, çünkü geri dönüşü yok, ancak keserek açabilirsiniz. Sigma 3D kitinde X arabasını rulmanlara sabitlemek için ve ayrıca elektrik kablolarını ana iskelete bağlamak için belli miktarda kablo kelepçesi mevcut. Kite eklenen kelepçeler kısa boy sayılabilirler. Bazı yerlerde daha uzunu gerekebiliyor. O durumda ya daha uzunlarını temin edeceksiniz (çok pahalı değiller, ben farklı boyda birkaç kutu aldım) ya da iki kabloyu birbirine bağlayarak boyunu uzatacaksınız (birinin tırtıklı yüzünü diğerinin kelepçesine sokunca boyu uzamış oluyor).

Şimdi kelepçelerimizi kullanarak bağlantımızı nasıl yaptığımızı görelim:

 
X arabasının tasarımında kablo kelepçelerinin geçmeleri için delikler olduğunu belirtmiştim, işte o delikleri kullanarak kelepçeyi plastikten geçirip rulmanın etrafından dönerek kelepçeyi sıkıştırıyoruz. Sonra kelepçenin toka kısmından dışa doğru uzayan gereksiz kısmı kesiyoruz. Burada bir noktadan bahsedeyim: Cihazın orijinal tasarımında 4 rulman da aynı şekilde, 2'şer kablo kelepçesi kullanılarak monte ediliyor, bunu takiben GT2 kayış yerleştiriliyor ve kayışın uçları da kablo kelepçeleri ile birbirlerine tutturuluyordu (kayış kısmını az sonra anlatacağım), ben bunun yerine farklı bir şey yapmaya karar verdim. Ön taraftaki rulmanları kablo kelepçesi ile tutturdum ama arka taraf için hem kayışı, hem de rulmanı tek bir kelepçe ile bağladım. Cümle biraz kafa karıştırıcı olabilir, resimleri gösterince anlaması daha kolay olacak. Eğer orijinal şekilde bağlantı yaparsanız aşağıdaki gibi bir görüntü oluşacak:


Bir de en alttan bakalım:


Şimdi kayış kısmından bahsetmemiz gerek. Kitimizin içerisinde X ve Y arabalarında motorlar ile hareketli parçalar arasındaki bağlantıyı GT2 kayışlar sağlıyor. Bu kayışlardan daha önceki bir yazımızda biraz bahsetmiştim, o sebeple detaya girmeyeceğim. Kitin içerisinde 2 tane farklı boyda GT2 kayış var. Aşağıda resimlerini görebilirsiniz:


Kayışlardan birisi biraz daha uzun. Uzun olan X ekseni için, kısa olan ise Y ekseni için kullanılacak.

 Y arabasını Y motoruna bağlayacak olan kayışı aşağıda görebilirsiniz. Bir de kayışı sıkıştırmak için M4x20 imbus cıvatalara ihtiyacımız olacak:


Y kayışının bağlantısı X'e göre biraz daha karışık. Öncelikle hatırlarsanız Y arabasının altında plastik bir parçamız vardı (Y kayış tutucu), onu görelim:  



Bu parçanın üstünde yukarıdaki resimde oklar ile gösterdiğim iki küçük yarık var. Bu yarıkların içerisinde birer adet M4 kare somun yerleştirmemiz gerekiyor (bunlar M4 cıvatanın sabitlenmesi için gerekli).Resimde cıvatalar yerlerine yerleştirilmiş haldeler. GT2 kayışlar, kayış tutucunun içerisindeki yarıklara yerleştirilecekler ve bunu takiben M4x20 imbus kullanılarak kayış yerine sabitlenecek. Tabii kayışın motordan ve karşı tarafta yer alan kasnaktan da geçmesi gerektiğini biliyoruz:



Kayışta yer alan dişliler sebebiyle kayış tutucuya yerleştirilirken zorlanabilir.Tornavida ile itmek bu konuda yardımcı olabiliyor:


Kayışı mümkün oldukça gergin olacak şekilde yerleştirmeliyiz, yoksa baskı kalitemizde düşme meydana gelecektir (ileride bahsedeceğim). Gerginliğin nesnel bir kriteri yok tabii ama şunu söyleyebilirim: Kayışı yerleştirdikten sonra kayışı rahat bir şekilde sağa-sola oynatamamanız gerek. Son olarak M4x20 imbuslarımızı vidalayalım:


Bu aşamadan sonra Y arabası motor tarafından kontrol edilebilir hale geldi. Şimdi X arabasını bağlamamız gerekiyor. X arabasının kayışla bağlantısını arabanın arka tarafında yer alan iki küçük plastik çıkıntı sayesinde gerçekleştireceğiz. Aşağıda bu parçaları görebiliriz :


Bu kısım eğer daha önceki blog yazılarımı okuduysanız size yabancı gelmeyecektir: X kayışlarını yerleştirirken bu parçalardan birini kırdığımı ve sonra nasıl tamir ettiğimi bir yazımda paylaşmıştım. Umarım siz kırmadan yerleştirebilirsiniz. Temel olarak yapılması gereken şey, kayışı motor kasnağından ve karşı taraftaki idler'dan geçirdikten sonra X arabasının arkasındaki oluğa yerleştirmek: Aşağıda 1 taraftaki kayışı yerleştirilmiş halde görebilirsiniz:


Kayışın gireceği aralık oldukça dar bir aralık. Bende bir taraf sıkı sıkıya yerine oturdu ama diğer taraf maalesef bir türlü girmedi. Bunun üzerine küçük bir zımpara kullanarak aralığı genişletmeye çalıştım:


Bu işlem sonrasında aralık genişliyor ve kayış daha rahat yerine oturuyor (veya benim durumumda olduğu gibi parça kırılıyor! Ama her şeyin çaresi var....). Kayışı yerleştirdikten sonra plastik parçanın çevresinden dönerek geriye katlayacağız (plastik parçanın dış yüzü bu sebeple tırtıklı tasarlanmış). Sonra kayışın iki ucunu kablo kelepçesi ile birbirlerine bağlayacağız. Ben burada rulmanları arabaya bağlayan kelepçeyi keserek hem kayışı, hem de rulmanı tek bir kelepçe ile bağladım. Aşağıda bu bağlantı şeklini görebilirsiniz:


Diğer kayışı da aynı şekilde bağlıyoruz. Yine mümkün oldukça gergin bağlantı yapmamız gerektiğini hatırlatmak istiyorum:


Bu aşamayla birlikte yazımızın sonuna geliyoruz. Adet haline geldiği gibi cihazımızın son halini gösteren resmi aşağıda inceleyebilirsiniz:


17 Temmuz 2014 Perşembe

Montaj aşamaları, 5. adım: Z asansörünün ve X millerinin montajı

Bu yazımızda printer'ın montajında nispeten zor sayılabilecek bir aşamadan bahsedeceğiz: Z asansörlerini yerlerine yerleştireceğiz. İşin zor olan kısmı, aynı anda birkaç yapının hizasını korumak zorunda olmamız ve bunları yaparken plastik parçalara zarar vermemek için ayrı bir çaba harcamamızın gerekmesi. Her yazıda olduğu gibi, kısa bir özetle nerede olduğumuzu hatırlarsak: Sigma profillerimizi kullanarak yazıcının iskeletini oluşturduk. Bundan sonra Z ve Y millerini monte ettik, Y motorunu profile bağladık ve en son olarak da Z asansörünün ön hazırlığını yaparak (gijonunu monte ederek) Z motorlarını da yerlerine yerleştirdik. Şimdi yapacağımız şey, Z asansörlerini cihazdaki yerlerine yerleştirmek ancak aynı zamanda iki Z asansörünü birbirleri ile iki mil kullanarak bağlayacağız. Bu sayede hem Z asansörlerimiz hazır hale gelecek, hem de X arabasının hareket edeceği yolu hazırlamış olacağız.

Bu aşama için gerekli olan malzemeleri aşağıdaki resimde görebiliriz:


Z asansörlerini ve gijonları bir önceki aşamamızda hazırlamıştık. Onlara ihtiyacımız olacak. Ayrıca X arabasını taşıyacak olan 2 krom mile (ki uzunlukları 335 mm) ve bu millerin üzerinde kayacak olan LMe08UU rulmanlara (toplam 4 adet) ihtiyacımız var (mil ve rulmanlar ile ilgili daha geniş bilgi ilgili konuda mevcut).

Öncelikle Z asansörlerinden birini elimize alıyoruz. Hatırlarsanız asansörün iki yanında rulmanların yerleştirilmesi için yarım ay şeklinde iki boşluk vardı. İşte bu boşlukları, daha önceden monte ettiğimiz Z millerinin üstünde yer alan rulmanlara oturtacağız. Rulmanı yerine kaydırarak oturtmamız gerekiyor, sakın ortasından iterek oturtmaya çalışmayın (ben ilk başta öyle geçeceklerini sanıyordum, ama ABS plastiğin o kadar esneme yeteneği yok. Bu kaydırma hareketi bu aşamanın tehlikeli hareketlerinden biri çünkü çok sıkı geçecek şekilde tasarlanmış. ABS plastiğin büzüşebilme özelliği  göz önünde bulundurulduğunda bu delik olması gerekenden daha da dar olabilir. Elimizdeki serbest rulmanlardan birini kullanarak deliğin biraz genişlemesini sağlayabiliriz. Aşağıdaki resimde bu esnetme manevrasını görüyoruz (resimde kenarda gördüğünüz yuvarlak şekilli leke, yağ lekesi. Rulmanlar paketten çıktıklarından oldukça yağlı halde geliyorlar. O sebeple bir kağıt üstünde çalışmanızı öneririm. Ayrıca rulmanların açıkta çok bekletilmeden yerlerine takılmaları gerekiyor, yoksa tozlanabilirler ve çalışırken gürültü çıkarabilirler).:


Yavaş hareketlerle ve kulağımız parçada olacak şekilde itiyoruz. Çıtırtı sesi duyarsak hemen yavaşlıyoruz. Alıştırma işleminden sonra esas montajı  aşağıdaki resimdeki gibi yapacağız:


Elimden geldikçe azami dikkat göstermeme rağmen, Z asansörlerimden birisinin kenarını maalesef çatlattım:


Yukarıdaki resimde çatlamayı görebilirsiniz. 3 Boyutlu basılı cisimler çatladıkları zaman genellikle yatay bir çatlak hattı oluşuyor. Bunu sebebi baskının yatay tabakaların üst üste binmesi ile oluşması ve bu tabakalar ayrışabilme eğilimindeler. Yukarıda gördüğünüz çatlak oluştuğu zaman bende ciddi moral bozukluğuna yol açmıştı şimdi ne yapacağım diye. Ancak gelin görün ki hiçbir soruna yol açmadı, daha fazla büyümedi ve hala bu şekilde kullanabiliyorum. Aslında yapıştırsam daha iyi olurdu her halde ama bu da idare ediyor. Daha ciddi parça kırıklarında mutlaka tamirat yapmak gerekli ve bu tamirat olayını ayrı bir konu olarak yazmayı planlıyorum.

Z asansörlerinden birini olduğu gibi monte ederken, diğerini monte etmeden önce X millerini yerine yerleştirmemiz gerekiyor. Aşağıda milsiz olarak monte edilen asansörü izliyoruz:


 X milleri Z asansörünün önünde yer alan küçük kutuların içine giriyor. Tıpkı rulmanlarda olduğu gibi, burada da her iki Z asansörünün montajını gerçekleştirmeden önce milleri yerine takıp çıkararak biraz alıştırma yapmamız gerekebilir. Montaj öncesinde her bir mile iki adet rulman geçirmemiz gerekiyor:


 Bu aşamadaki ikinci ve bence en zor kısım da bu millerin yerlerine yerleştirilmesi kısmı, çünkü hem Z aksındaki rulmanları yerlerine takmaya çalışıyoruz, hem iki tane yatay mili karşı taraftaki Z asansörüne takmaya çalışıyoruz hem de iki Z asansörünün birbirleri ile aynı hizada olmalarını sağlamamız gerekiyor. En sonunda elde edeceğimiz görüntü aşağıdaki gibi olacak:


 Asansörler birbirleri ile aynı seviyede mi ölçmek için bir su terazisi kullanabiliriz:


Bu aşama sonrasında makinemizin son halini de aşağıdaki resimde görebiliriz:

11 Mayıs 2014 Pazar

Kit içeriğini tanıyalım: Cıvata ve Somunlar

Geçen yazımda sigma profillerden bahsetmiştim (link). Sigma profiller, yazıcımızın temel iskeletini oluşturan yapılar, dolayısıyla ilk olarak onların montajını yapmamız gerekecek. Aslında kitin tüm içeriğini birkaç yazı halinde tarif edip sonra montaja geçmeyi planlıyordum ama montaja başlayıp montajla eş zamanlı olarak gerekli olan parçaları tanıtmanın daha iyi bir yöntem olabileceğini  düşündüm. O sebeple bir sonraki yazımda sigma profilin montajını anlatabilmek için bu yazımda bağlantı elemanlarından, yani cıvata ve somunlardan bahsedeceğim.


Çivi çakmayı bilmeyen adam olarak, cıvata ve somunlara da aynı cehalet seviyesinde yaklaştığımı söylemem gerekiyor. Kiti genel olarak incelediğim yazımda (link) da bu konudan bahsetmiş ve kitte beni en çok korkutan (zorluk açısından) yapının vidalar olduğunu belirtmiştim. Cehaletimin bir işareti olarak, orada kullandığım "vidalar" teriminin yanlış olduğunu belirtmek istiyorum. Neden yanlış? Çünkü kitin içerisinde vida yok denecek kadar az (4-5 tane var). Kit içi esas bağlantı elemanları cıvata ve somunlar. Peki bu ikisinin ne farkı var?  

Sağ tarafta yer alan resimde bu iki bağlantı elemanını izliyoruz. Solda bir cıvata, sağda ise bir vida mevcut. İkisi arasındaki en temel fark, cıvataların genellikle bir somun kullanılarak bağlantı kuracakları yere sıkıştırılmalarının gerekliliği. Yani kendi başına bir cıvatayı bir delik içerisine yerleştirerek sıkıştıramıyoruz, mutlaka bir somunun içinden geçmesi gerekiyor. Vidalar ise somuna ihtiyaç duymuyorlar, kendi başlarına bağladıkları yapıları sıkıştırabiliyorlar. Yalnız bunun için, sokulacakları delik boyunca kendi dişlerine denk gelen bir yatağın açılması gerekiyor. Kenarları keskin ve uçları sivri olduğundan vidalar bu dişleri kendileri de açabiliyorlar (örneğin bir tahtaya vida ile bir başka yapıyı bağlayacaksak, özel bir delik açmamıza gerek yok, vidayı tornavidanın ucuna yerleştirip delik açacağımız yere baskı uygulayarak uygun deliği biz oluşturabiliyoruz. Böyle bir şeyi cıvatalar ile yapmamız mümkün değil. Cıvata ve somunlar daha çok makinelerin imalatında kullanılıyorlar.

Cıvata - vida ayrımını yaptığımıza göre biraz daha derinlere dalabiliriz sanıyorum. Kitimizin içerisindeki şu meşhur cıvata ve somunlara bir göz gezdirelim isterseniz. Aşağıdaki resimde kit ile birlikte gelen bağlantı elemanlarının resmi mevcut:


Bu resmi kitin tasarımcılarından rica ettim, kitle birlikte verilen son halini gösterebilmek için. Benim kitimde biraz daha farklı bir görünüm var. Yine benzer sayıda poşet var ancak üstlerinde etiket olmadığı için bu hali daha anlaşılabilir diye düşünüyorum. Bir de benim cıvataların bir kısmı siyah renkli. Resme dikkatle baktığımızda poşetlerin üstlerindeki etiketler dikkatimizi çekiyor. Bu etiketlerde  M4, M5, M6 gibi sınıflamaların olduğunu görüyoruz. Peki nedir bu M'lerin anlamı?

 M harfi "metrik" kelimesinin kısaltması. Kullanılan cıvata ve somunların metrik sisteme göre boyutlandırıldıklarını belirtiyor. Vida ve cıvataların tarihçesini araştırdığımızda, her ne kadar milattan önce kulanıldıklarını görebilsek de, 1700'lü yılların ortalarına kadar belirli bir standartlarının olmadığını görüyoruz. Endüstriyel devrimle birlikte, endüstrinin en temel yapı taşı olan vida ve cıvatalar için bir standardizasyon sürecinin başlaması kaçınılmaz hale geliyor çünkü makine tasarlamak isteyen bir kişinin bir dükkandan aldığı cıvata, diğer dükkandan aldığı somuna uymuyor. Benim bulabildiğim kadarı ile bu alandaki ilk atılım, 1841 yılında Joseph Withworth adlı bir girişimci tarafından yapılıyor. Withworth İngiltere'deki çeşitli dükkan ve atölyelerden vida ve somunlar toplayarak bunları inceliyor ve standardizasyon için bazı kurallar koyuyor. 1860'lardan sonra İngiltere'de Withworth standartları kullanılmaya başlanıyor. Eş zamanlı olarak Amerika'da da ve Avrupa'nın diğer ülkelerinde de standartlar geliştirilmeye başlanıyor. Withworth standardı İngiliz kaynaklı olduğundan birim ölçüm birimi inç. Avrupa'nın diğer ülkelerinde ise metrik standartlar kullanılmaya başlanıyor. Başka standartlar da arada geliştiriliyor. Günümüzde iki temel sistem standart olarak kabul ediliyorlar, diğer standartlar artık geçerli sayılmıyorlar:

1) ISO Metrik vida diş sistemi (ISO metric screw thread system)
2) Birleşik vida diş sistemi (Unified screw thread system)

Öncelikle ikinci seçenekten bahsedersek, birleşik vida diş sistemi, hala uzunluk için inç'in kullanıldığı ülkeler olan Amerika ve Kanada'da geçerliliğini koruyan bir sistem. Aslında bu ülkeler de 1960'lı yıllardan sonra metrik sisteme uygun vidalara geçeceklerini bildirmişler ancak tabii ki bu geçiş çok hızlı olamıyor. Örneğin Amerika'da kullanımda olan vidaların %60'ı hala birleşik vida diş sistemine uyuyormuş. Kitin montajı açısından bu sistem bir önem taşımıyor çünkü kitimiz metrik sistemde tasarlanmış. Yalnız şu noktaya dikkat etmek gerek: İnternet üzerinden cıvata-somun içeren veya cıvata-somuna ihtiyaç duyan alet-edevat satın alındığında, ürün Amerika veya Kanada'dan gelecekse, birleşik vida sistemine uygun olarak gelebilir. Bu iki sistemin birbiriyle tam uyumlu olmayacaklarından montaj aşamasında sorun oluşabilir. O sebeple cıvata - somun ihtiyacını Türkiye'den karşılamakta yarar var.

Metrik sistemde isimlendirme belirli bir formülü takip ediyor. Genellikle kullanım şu şekilde:

Ana formül M AxBxC. Örneğin M6x1x10. Peki bu 3 rakam neyi temsil ediyor? Açıkçası bu konu benim her halde en çok araştırdığım konulardan biri oldu, çünkü aklıma ilk gelen açıklamalar yanlış çıktı, doğrusunu bulana kadar da İnternette epeyi bakındım. Öncelikle kitin içerisindeki vidaların isimlendirmesi biraz daha farklı: Mesela M6x10 gibi iki rakam içeren şekilde. Ben ilk kitteki isimlendirmeyi gördüğüm için kendimce bunu açıklamaya çalıştım. Her halde ilk rakam, cıvatayı sökecek olan tornavidanın boyunu gösteriyordur dedim, yanlış çıktı (tornavida yerine bundan sonra alyan anahtarı (İngilizcesi Allen key) terimini kullanacağım çünkü kitteki neredeyse tüm cıvatalar alyan anahtarı ile vidalanıyorlar). M6 cıvatayı 6 numaralı alyan anahtarı ile vidalamaya çalışırsanız büyük geldiğini göreceksiniz. Bunun sebebi, ilk rakamın cıvatanın kafasındaki deliğin değil, o cıvatayı sıkıştırabilecek olan somun anahtarının numarası olması.Somun anahtarından kastım şu:

Bu resimden de anlayabileceğimiz gibi, cıvatanın dış çapı isimlendirmede rol oynuyor ama yine de elinize bir cıvata aldığınızda ve dış çapını ölçtüğünüzde bulduğunuz rakam, M sayısına uymuyor. M sayısı cıvatanın dişli kısmının çapına denk geliyor. Örneğin bir M8 somunun dişli kısmı  8 mm çapa sahip.  Yalnız her M8 cıvata tam olarak 8 mm çapta olmak zorunda değil, belirli toleranslar mevcut. Mesela 8 yerine 7,9 mm olabiliyor. Yine de aşağı yukarı bir fikir edinmek mümkün dişli kımın çapını ölçerek.


Kitte kullanılan ikinci rakam cıvatanın uzunluğu ile ilgili. Yani M6x10 dendiği zaman 10, milimetre cinsinden cıvatanın uzunluğunu gösteriyor. Yalnız burada da cıvatanın baş kısmını dikkate almamamız, sadece dişlilerin olduğu gövde kısmını (dişsiz kısımları da dahil) ölçmemiz gerek. Yoksa bütün boylar daha uzun çıkıyor.

Orijinal isimlendirmeye bakarsak cıvatanın uzunluğu formüldeki üçüncü rakam oluyor. Peki ortada kalan ikinci rakam ne? O, cıvatanın dişleri arasındaki mesafeyi gösteriyor. Kitte bu rakamdan hiç bahsedilmiyor, o sebeple ya tüm cıvatalar aynı diş aralığına sahip, ya da uygun şekilde cıvata-somun eşleştirmesi yapılmıştır diye düşünüyorum.

Şimdi tekrar kitimize dönelim ve cıvata ve somunlarımızı inceleyelim. Kitteki cıvataların neredeyse tümü, inbus adı verilen baş şekline sahipler (kitte imbus diye yazılmışlar, sanıyorum Türkiye de dahil birçok ülkede bu şekilde yazılıyor ancak bu kullanım yanlış yerleşmiş). Az sayıda, setskur (orijinal adı set screw) adı verilen başka tip cıvatalar var, onlardan ayrıca bahsedeceğim. Inbus, aslında alyan anahtarının açtığı altıgen şekilli cıvata tipini temsil ediyor. Yani alyan anahtarı inbusu tipi somunu açar diyebiliriz (bu arada alyan anahtarına uyan cıvatalar 1909 yılında William G. Allen tarafından üretilmeye başlandığından Allen key terimi kullanılıyor, Türkçe'ye niye alyan diye geçmiş anlamadım). Altıgen şekil sebebiyle İngilizce'de hexkey (hexagonal - altıgen) adı da kullanılıyor. Peki inbus terimi nereden gelmiş? 1930'lu yıllarda Almanya'da aynı cıvata tipinin patentinin bir firma almış (Allen Amerika'lı, ve o yıllarda muhtemelen kimin neyi patentlediğini takip etmek kolay olmadığından Allen tarafından bu patentin zaten alınmış olduğu fark edilmeden başka bir firma tarafından tekrar patenti alınmış). Patenti alanların adı  Innensechskantschraube Bauer und Schaurte (INBUS)   (Almanca bilmediğimden ilk kelimeyi Google'a çevirttim, direkt Allen vida diye çevirdi, başka bir siteden çevirttim, soket başlı vida dedi. Açıkçası kelime özel isim mi, vidayı mı tarif ediyor bilemedim. Bilen varsa ve bana iletirse sevinirim). Blog'un geri kalan kısımlarında imbus veya inbus diye yazabilirim, ikisi de aynı şeyi ifade edecek. Şimdi boylarına göre setteki cıvata ve somunları görelim:


Yukarıdaki resimde sette yer alan M5 cıvata, somun ve pulları görüyoruz. Solda onları açan alyan anahtarı var, benim elimdeki sette 4 numaralı anahtar bunu açıyor. Hemen yanında sarı renkli olarak gördüklerimiz, kare somunlar. Bunlar daha çok sigma profilin iskeletinin imalatında ve sigma profile bir yapı bağlandığında kullanılıyorlar. Hemen sağında 10 tane siyah cıvata M5x8 boyutunda iken sağda kalan çoğunluk m5x10 boyutundalar. Bunlardan da iskelet inşası esnasında bahsedeceğim. Ayrıca normal somunlar ve pullarımız da var. Burada şunu da eklemek istiyorum, kitte var olduğu belirtilen cıvataların hepsinin resmini koymayacağım, çünkü bir kısmı doğrudan yerlerine monte edilmiş halde geliyorlar (mesela extruder'in üzerinde).

     
Yukarıda da M3 serisindeki cıvatalar, somunlar, ve pullar var. Ayrıca bu pakette birkaç adet yay da mevcuttu. Bu serideki inbusların boyları 10, 15,20 ve 30 mm şeklinde. Ayrıca resimdeki somunları iki ayrı grup halinde yerleştirdiğim dikkatinizi çekmiş olabilir. Bunun sebebi, yukarıda yer alan somunların fiberli somun olmaları. Fiberli somun, içerisinde genelde naylondan yapılan sıkıştırıcı bir kısım bulunan somun tipi. Aşağıda büyütülmüş resmini görebilirsiniz:


Resme çok iyi yansımamış olabilir ama üst tarafında, içinde, mavimsi renkte naylon materyalini bir halka şeklinde görebilirsiniz. Bunun İngilizcesi "nylon insert lock nut" diye geçiyor ve "nylock nut" diye kısaltılıyor. Bu somunun amacı, içerisinden geçen cıvatanın naylon tarafından sıkıştırılması sayesinde, tirteşimle yerinden oynamasını engellemek.


Yukarıda gördükleriniz de M6'lar. 4 fiberli somun ve 4 puldan meydana geliyor. M6x15 inbuslar da var ancak onlar sigma profillere monte halde geliyorlar.


M8 serisi yukarıdaki resimde görülebilmekte. İki farklı tip somundan ve pullardan oluşuyor. Altta görülenler tahminen elle açıp-kapamak gereken yerlere konacaklar.


Yukarıdakiler de M4 serisinden. Aslında listeye göre M4'te çok daha fazla cıvata var ama çoğu monte halde geliyor (M4 15,20,35 ve 50 inbuslar var).

Bir de setskurlardan bahsetmiştim (set screw), onların da resmini ekleyeyim:


Setskurları ilk gördüğümde başları kesilmiş vidalar olduklarını sanmıştım, meğer şekli zaten böyleymiş.Bunlar genellikle bir cismi başka bir cismin içine monte etmek gerektiği zaman kullanılıyormuş.Baş kısmı olmadığından vidalandığı zaman dışa taşan bir kısmı olmuyor, yani tamamen cismin içine giriyor. Bunlar da alyan anahtarı ile vidalanıyorlar.

Daha önce de belirttiğim gibi, başka cıvatalar da var ama onların çoğu monte haldeler. Cıvata ve somunlar hakkında yeterince bilgi edindiğimi düşünüyorum. Bu sayede montaj esnasında daha az sorun yaşayacağıma inanıyorum. Pratik olması açısından ve cıvata ararken vakit kaybetmemek için cıvataları ve somunları aşağıdaki resimdeki kutuya yerleştirdim:


Artık aradığım elemanı bulmam daha kolay olacak ve daha hızlı bir şekilde kiti birleştirebileceğim.


Yavaş yavaş montaja başlayabiliriz!


27 Nisan 2014 Pazar

Bakalım neler almışız?

İlk yazımda 3d printer macerasına atılma hikayemden kısaca bahsetmiştim. O sayfaya ulaşmak için şu linke tıklayabilirsiniz: http://3dprintermacerasi.blogspot.com/2014/04/merhaba.html . Bu arada mümkün olan her fırsatta konuyla ilgili kitapları okuyarak bilgi edinmeye çalışıyorum, bu sayede biraz daha kolay bir şekilde montajı gerçekleştireceğime inanıyorum.

İlk yazımda kitten bahsettim ama yazıcının adını bile söylememişim: Sigma 3D. Üreticilerinin web sitesine şu adresten ulaşabilirsiniz: Sigma 3D

Kitin resmini de koymamışım, onları da ekliyorum. İlk resim kitin yandan görünümü:



Hemen ön tarafta altta gördüklerimiz kitin iskeletini oluşturacak olan sigma profil adı verilen alüminyum çubuklar. Sanıyorum yazıcının adı da oradan geliyor. Hemen üstlerinde, şeffaf  bir torba içerisinde gördüğümüz beyaz parçalar, cihazın metal iskeleti, diğer metal parçaları, bazı özelleşmiş kısımları  ve elektronik aksamı dışında kalan kısmını oluşturuyor. Plastikten yapılmışlar ve başka bir 3d printer tarafından basılmışlar. Zaten 3d printer'lar geliştirilirken ana hedeflerden biri, kendi parçalarını basabilen makineler (RepRap deniyor) oluşturmakmış. Bu felsefeye uygun olarak, çoğu 3d printer kiti kendi plastik parçalarını kendisi basıyor. Bu çok güzel bir özellik, çünkü bu sayede kendi yedek parçalarınızı basabilir, cihazınızı kendiniz modifiye edebilirsiniz.

Kitin üstten görünümünü de ekleyelim:

Bu görüntüde yine plastik parçaları görüyoruz. Bunun dışında sol alt kısımda montajlanmış halde (eskiden montajlanmadan geliyormuş, yeni kitlerde montajlı geliyor) ekstruder'i görüyoruz. Ekstruder, plastik filamenti ilerleten kısım ve bu tip yazıcılar için çok önemli bir parça. İlerde daha detaylı bahsetmeyi umuyorum.

Ekstruderin sağında bir USB kablosu var, ne işe yaradığı malum.

Onun hemen altında ters duran Sigma 3D yazısı, yazıcının "heated bed" denilen kısmı. Isıtılmış yatak anlamına geliyor. Heated bed'in üstüne bir ayna yerleştiriliyor. Yazıcı, yazma işlevini  bu aynanın üstünde gerçekleştiriyor. Peki bu parça ne işe yarıyor?  Bu parçanın ana amacı aynayı ısıtmak. Bu sayede basılan parçalar aynaya daha iyi yapışıyor. Ayrıca bazı plastik türleri soğukta büzüşerek deforme oluyorlar. Büyük bir cisim basılıyorsa cismin tabanı, üst kısmına göre daha hızlı bir şekilde soğumaya başlıyor. ve basılan cismin yere değen uçları kalkabiliyor, düz hatlar yerine kavisli hatlar oluşuyor. Bunu önlemek için tabanı sürekli belirli derecede ısıtmak bir çözüm olarak sunulmuş. Heated bed bu işi yapıyor.

Bir de hazır başlamışken kiti oluşturan parçaların listesinin resmini de ekleyeyim:

Nasıl bir işe giriştiğimi açıkcası kitin kendisini gördüğüm zaman fark etmemiştim. Kit oldukça derli toplu duruyor. Ama malzeme listesine baktığım zaman işin ciddiyetini daha iyi kavradım.

Listede her renk kodu farklı bir malzeme grubunu (mesela elektronikler, plastikler, metaller, vidalar gibi) temsil ediyor. En uzun olanı sağdaki sayfada yer alan açık yeşiller. Bunlar vida türevleri. Çivi çakmayı bilmeyen adam, vidalardan da hiç bir şey anlamadığını bu listeyi gördüğü zaman fark ediyor.Neyse, oturup bunları da öğreneceğiz ama kitin içinde yaklaşık 30 farklı vida tipi olduğunu bilmek değişik bir duygu gerçekten!


Not: Kit içeriğinin listesinin okunamadığını biliyorum. Kiti satın aldığımda henüz açık kodlu bir proje değildi, o sebeple listeyi net bir şekilde fotoğraflamam doğru olmazdı. Ancak an itibariyle durum değiştiğinden, Özgür Bey'in de izniyle listeyi pdf formatında siteye ekliyorum:
Malzeme Listesi

25 Nisan 2014 Cuma

Merhaba

Bu blogda daha önce elektronik ve mekanik alet-edavat ile pek de bir ilgisi bulunmayan bir adamın (ben) kendi 3D printer'ını yapma macerasını anlatmayı planlıyorum.

Birçok kaynağa göre, ilk yapacağınız elektronik / elektromekanik cihazın bir 3D printer olması çok mantıklı bir iş değil. Daha basit şeyler ile başlamak lazım. Gel gelelim, bu konuya oldukça ilgi duyuyorum ve kendi 3D printer'ıma sahip olmanın en ucuz yolu da bir kit alıp montajını yapmaktan geçiyor.

En ucuz kit nerede var? Her şeyin en ucuzu nerede ise orada, yani Çin'de. Ama ben bu yolu tercih etmedim. Neden derseniz, kit gümrüğe takılabilir diye düşünüyorum. Ne de olsa birçok malzeme 3'ten fazla sayıda olacak (mesela vidalar) ve 3'ten fazla ürün getirttiğinizde ticari ürün kategorisine girebilir. Bunun ithalat prosedürü karışık ve masraflı olabilir. Ayrıca, daha da önemlisi, kit halinde satın aldığınız bir ürünün teknik desteğini almak çok zor, hele Çin'den aliexpress.com veya dx.com gibi siteler aracılığıyla getirttiyseniz muhatap bulmanız pek mümkün değil.

O zaman alternatifler neler? Türkiye'ye resmi olarak ithal edilen kitlerden satın almak bir seçenek. 3dortgen.com sitesinde satılan kitler buna bir örnek olarak verilebilir. Yanlız çok ucuz bir seçenek değil. Resmi ithalatın getirdiği maddi yükler işin içine girince yurt dışı fiyatına göre daha yüksek rakamlar söz konusu oluyor.

Benim tercih ettiğim alternatif, cihazı Türkiye'de üreten ve geliştiren kişilerden temin etmek şeklinde oldu. Açıkcası Türkiye'de bu konuya meraklı insanlar olduğunu tahmin ediyordum ama makul bir fiyatla kit satanlar var mı haberim yoktu. Fiyat araştırması yaparken açıkcası bazı kötü deneyimlerim olduğu için bu konuya dikkatle yaklaşıyordum (kötü deneyimi de açıklayayım: Türkiye'ye 3 boyutlu yazıcı ithal ettiğini belirten bir şahısa hangi modeli ve kaç liraya ithal ettiğini sorduğumda bana marka belirtmeden Çin'den ithal ettiği bir ürün olduğunu söyledi ve maliyet olarak da 5000 dolar dedi. 5000 Doların çok fazla olduğunu söylediğimde Replicator 2X gibi cihazların fiyatını örnek gösterdi. Açıkcası Çin'den 300-400 dolara üç boyutlu yazıcı satın alınabileceğini bilen birisi olarak bu yaklaşımını hiç güven verici bulmadım). Donanımhaber forumlarında gezinirken bu işle ilgili 2013 yılının Mart ayında açılmış bir konu başlığına rastladım, linki şu: http://forum.donanimhaber.com/m_73127501/tm.htm  Konuyu açan kişi, muhtemelen yurt dışındaki reprap kaynaklarını takip ederek bir adet^3D printer üretmişti. Daha sonra bunu geliştirerek, ve forumda bu konu ile ilgili başka kişilerin de yardımını alarak kendi dizaynlarını üretmişlerdi. Şimdi de bunun satışını gerçekleştirmeyi planlıyorlardı. Kendilerine mesaj attım, niyetimi ve yapmak istediklerimi söyledim. İmalathanelerine davet ettiler, orada kendileri ile de tanışma fırsatım oldu. Konuyla yakından ilgilenen, gelişmeye ve yeni fikirlere açık olan kişilerdi ve kitin montasjı esnasında sorun çıkarsa her türlü desteği vereceklerini belirtiyorlardı. Bu yaklaşımları sayesinde bana kendi printerimi monte edebilme konusunda belli bir güven aşıladıklarımı söyleyebilirim (hatta montaj konusundaki bilgisizliğimi görünce "isterseniz burada birlikte toplayalım" teklifini de yaptılar. Sevineyim mi, yoksa durumum o kadar vahim mi diye üzüleyim mi bilemedim!)

Bu blog, printer'ın montajı aşamasında yaşayacağım problemleri ve çözümlerini belgeleme isteğim ile doğdu. Henüz montaja başlayamadım ve 1-2 hafta daha işlerim müsait olmayacak. Ancak başladıktan sora düzenli bir şekilde güncelleme yapmayı planlıyorum. Benim konumumda olan kişilere yardımcı olabileceğini düşünüyorum.